Atatürk’ün Mülkiyelilere Hitabı 2019-09-18T16:04:14+03:00

ATATÜRK’ÜN MÜLKİYELİLERE HİTABI

Atatürk, İsmet İnönü’ye 1935 yılı Aralık ayında gönderdiği telgrafında şöyle diyor:

“Yıldönümlerini kutlamak için Siyasal Bilgiler Okulu diplomalılarının beni anarak toplantıya başlamış bulunduklarını bildiren telefon yazınızı aldım. Birdenbire duygumu tahlil edemedim. Bunun için Siyasal Bilgiler Okulu diplomalıların sözleri üzerinde bütün dikkatimi kullanarak düşünmek lüzumunu hissettim. Bunlar kimlerdir? Fazla düşünmeye hacet kalmadı. Derhal bildim ki bana içten sevgilerini haykıranlar, yarım asırdan beri Büyük Türk Ulusu’nun tam anlamı ile millet olmasına çalışan, modern bir Türk Devleti kurmak için insanlık fedakarlıklarının hiçbirini kendilerinden esirgemeyen; kültür, idare, intizam ve devlet anlamlarını en son ilmi telakkilere göre tebellür ettirmeye çalışmış ve çalışan yüksek değerde arkadaşlarımdır. İşte bu intibaı kendi kafamda ve vicdanımda duyduktan sonradır ki, telefonunuzun birinci satırının sonundaki dalgınlık aydınlandı.

Ben, büyük İsmet İnönü’nün karşısında bulunmakla mutlandığı görevden manen değilse bile maddeten uzak bulunmuş olmaktan teessür duymadığımı söyleyemem. Ancak, şununla müteselliyim ki; senin; hakikati, asaleti, Millet ve Devlet için gönülleri ateşlileri benim kadar ve belki benden daha parlak görür olduğunu bildiğimdir. Onun için, rica ederim söyleyiniz o arkadaşlara ki, bu devletin en aşağı yetmiş sene evvelki halini  bilenleri içlerinde bulundurmaktadırlar ve yine İnönü’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da çocuk olarak yaşamış ve o yüksek manalı kafileye Devlet ve Millet mefhumunu anlayarak karışmışlardır. İşte onların hepsine söyleyiniz ki, şimdiye kadar yaptıkları temiz ve Türklüğe layık olabilen işleri ne karşı kendilerine minnetle mütehassisim.

Fakat yine o arkadaşlara söyleyiniz ki, Türk Milleti’ne, Türk Cumhuriyeti Devletine karşı yapmaya mecbur olduğumuz ödevler bitmemiştir ve bitmeyecektir. Bu dünyadan göçerek Türk Milleti’ne veda edeceklerin, çocuklarına, kendinden sonra yaşayacaklara son sözü şu olmalıdır:

Benim, Türk Milleti’ne, Türk Cumhuriyeti’ne Türklüğün istikbaline ait ödevlerim bitmemiştir, siz onları tamamlayacaksınız. Siz de, sizden sonrakilere, benim sözümü tekrar ediniz.

Bu sözler ferdin değil, bir Türk ulusu duygusunun ifadesidir. Bunu, her Türk, bir parola gibi kendinden sonrakilere mütemadiyen tekrar etmekle son nefesini verecektir. Her Türk ferdinin son nefesi, Türk ulusunun nefesinin sönmeyeceğini, O’nun ebedi olduğunu göstermelidir. Yüksel Türk, senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.”

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

                                                                                                                                                                                                                        11 Aralık 1935