Ana Sayfa Siyaset Ekonomi Dünya Hukuk Kültür Spor
 
KÜLTÜR
Çizik
ELÇİN AKTOPRAK UZGEL, 2016-08-22 09:52:54

1997 sonbaharında Mülkiye’ye girdiğimde üniversitenin gerçekte ne olduğuna ve nasıl olması gerektiğine dair doğru düzgün bir fikrim yoktu. Geleceğimi kurabilmek için üniversiteye gitmeliydim, üniversiteye girebilmek için de o saçma sınavlardan yüksek puanlar almalıydım. Sonra Mülkiye’ye girdim işte; belki bir soru fazla ya da iki soru eksik yaptığım için.  Mülkiye beni binasıyla, sosyal olanaklarıyla etkilemedi; etkiledi, çünkü sosyalleşmek için bir bahçenin, bir kantinin, bir çay ocağının yeterli olduğunun kanıtıydı. Etkiledi, çünkü üniversitenin bir meslek kursu olmadığının göstergesiydi; koridorda asılı duran fotoğraflar mit değil, geçen her günümüzün tarihten bir yansımasıydı. 

Özgürleşmek o kapıdan girince anlam kazandı. Düşünmek, sorgulamak, verileni olduğu gibi kabul etmemek, farklılıklarla temas… Özgürlük ifadesiyle ve akademisiyle çeşitlendi önümde. Her şey güllük gülistanlık değildi, şimdi de değil elbette Mülkiye’de; ama içine çektiğimiz havanın hep bir özelliği vardı, diğer pek çokları gibi benim de zihnim açıldı.
Nerdeyse 20 sene olacak, açılmaya devam ediyor.

Zihnimdeki kapılardan birini sonuna kadar açan ders Faruk Alpkaya’nın Atatürk İlke ve İnkılapları dersiydi. İlkokuldan itibaren zaten kafamıza yazılanların bir tekrarı olacaktı belki; olmadı. Tarihin bize anlatılmayanlarla örüldüğünü görmek benim için üniversiteyi ilk anlamlandıran anlardan biriydi.  Tarihi günümüze taşımıştı. Aktörler, tarihsel kahramanlar veya mağluplar değil; insan oldular. İnsanlaştıkça eleştiriye açıldılar; açıldıkça  daha anlaşılır oldular. Aydınlanma işte o insanlaşmaktı. Kafamda yanan ışığı ben ilk o derste anladım. Başka pek çok ders de başka evreleri temsil eder belki, ama liseden üniversiteye o derste geçtim ben. Kafamda birike gelen soruların bağlamı oluştu; cevaplar kadar yeni sorular...

Mülkiye, 157 yıldır Mülkiye; ama kurumları kurum yapan içinden geçen insanlar, üniversiteyi üniversite yapan akademik özgürlük ve eleştirel düşünce.  Şimdi, bu dersi Mülkiye’deki hocaların elinden almak, sadece Mülkiye’ye yönelik bir baskı ve gözdağı değildir; bir hocanın dersini hocaya danışmadan almak sadece akademik etiğe aykırı değildir; bu hamle gelecek kuşakların eleştirel aydınlığına atılan bir çiziktir.

Biliyoruz; çizik bizi yırtmak içindir ama aynı zamanda çizik derindir, bakanı da çizeni de içine alır gider.
Fotoğraf: Lucio Fontana, 'Spatial Concept 'Waiting'' 1960

Yorumlar (0)

 
İsim: 
Soyisim: 
Eposta: 
Yorum: 
 
SBF Blog Hakkında
Bu kişisel blog platformunda Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim elemanlarının yayınladıkları görüş ve yazılar için hakem ya da editör süreci söz konusu değildir. Yazılar ve kullanılan fotoğraflar blog yazarlarının kişisel sorumluluğundadır.
Arama
Kelime:
Başlık:
Yazar:
 
Kategoriler
Avrupa Birliği
Kent ve Çevre
Müzik
 © 2017, Siyasal Bilgiler Fakültesi