Ana Sayfa Siyaset Ekonomi Dünya Hukuk Kültür Spor
 
KÜLTÜR
CLAUDİO ABBADO'NUN ARDINDAN...
AHMET MAKAL, 2014-02-13 15:24:19

20 Ocak Pazartesi günü müzik dünyası büyük bir kayıpla sarsıldı; büyük İtalyan şef Claudio Abbado 80 yaşında yaşama veda etti!.. Abbado, birçok müzik eleştirmeninin fikir birliği yaptığı üzre, muhtemelen yaşayan orkestra şeflerinin en büyüğüydü. Müzik dünyası ölümünün ardından bu büyük müzisyeni yoğun bir acı yanında büyük bir sevgi seli ile de andı ve İtalya’da bir ulusal kahraman, dünyada ise bir evrensel kahraman olarak uğurladı. Cenaze törenine, aralarında İtalya Cumhurbaşkanı’nın, müzisyenlerin ve müzikseverlerin bulunduğu çok geniş kitleler katıldı. Birçok önemli şef ve orkestra, daha önceden programlanmış konserlerini, onun anısına gerçekleştirdiler. Müzik eleştirmenleri, onun sanatına ilişkin değerlendirmeler yaptılar; Barenboim’den Maazel’e, Harding’den Pogorelich’e kendisini tanıma ve birlikte çalışma fırsatını bulan birçok önemli müzisyen onun hakkındaki düşüncelerini aktardılar. Bütün bu değerlendirmelerde, müzisyen Abbado yanında, insan Abbado’ya da sık sık atıfta bulunuldu ve onun insancıl kişiliği ile genç müzisyenlerin yetişmelerindeki katkılarından söz edildi. Kişisel tarihimiz açısından bakıldığında, Abbado bizim için de çok özel bir şefti. 1970’li yıllardan itibaren izlediğimiz, plâklarını-CD’lerini biriktirdiğimiz Abbado’ya, TRT Radyo 3’teki “Yorumlar Yorumcular” programımızda defalarca yer vermiştik. Haziran 2013’te 80. yaşını özel bir programla kutladığımız üstada, Ocak 2014’te de iki programımızı ayırmış ve Mendelssohn yorumlarını dinlemeye başlamıştık. Kaderin ne garip bir cilvesidir ki, birinci programımız yayınlandığında hayatta olan Abbado, ikinci programımızda heyhat artık aramızda değildi!.. Sıcağı sıcağına Andante’nin Şubat 2014 sayısına yetiştirdiğimiz bu yazımızda, üstadı yaşamı, sanatı ve kayıtlarıyla değerlendiriyoruz…

ABBADO'NUN YAŞAMI
1933 yılında Milano’da müzisyen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Claudio Abbado, piyano ve bestecilik eğitimini bu kentte yaptıktan sonra, Viyana Müzik Akademisi’nde ünlü hoca Swarovski ile şeflik tahsil etti. Çocukluk döneminden başlayarak Toscanini, Walter, de Sabata gibi büyük şefleri konserlerinde izleyen Abbado, daha sonra Viyana’da Böhm, Karajan ve Klemperer’in konser ve provalarının da sürekli takipçisi oldu. 1958 yılında Koussevitzky, 1963 yılında ise Mitropoulos yarışmalarını kazanan sanatçı, bunu takiben New York Filarmoni Orkestrası’nda asistanlık yaptı ve Bernstein ile çalışma olanağını buldu. Bunu izleyen dönemde çeşitli festivallere davet edilen, dünyanın en iyi orkestralarını yönetmeye başlayan Abbado, 1968 yılında henüz 35 yaşındayken La Scala’nın müzik direktörü oldu. 1986’ya kadar bu kurumun başında kalan Abbado, ünlü opera evinin repertuarına az bilinen operalar yanında, Alban Berg gibi çağdaş bestecilerin eserlerini ekledi. La Scala’nın olağan etkinliklerine okul ve fabrika konserlerini ekleyen Abbado, opera sanatının gençlere ve değişik toplum kesimlerine yaygınlaşması için çaba gösterdi. 1979-1988 döneminde Londra Senfoni Orkestrası’nın daimi şefliğini yürüten Abbado, 1986-1991 yılları arasında da Viyana Devlet Operası’nın sanat yönetmenliğini yaptı. Karajan’ın ölümünün ardından, 1989’da Berlin Filarmoni Orkestrası’nın başına geçen Abbado, bu görevini de 2000’li yıllara kadar sürdürdü. Bu yıllarda amansız bir hastalığa yakalanan sanatçı pes etmedi, olumsuz sağlık koşullarına rağmen çalışmalarını sürdürdü ve podyumlara döndü. Abbado’nun müzik dünyasına katkısı sadece en iyi orkestraları yönetmekten ibaret değildi. O, aralarında Avrupa Birliği Oda Orkestrası ile Gustav Mahler Gençlik Orkestrası’nın da bulunduğu birçok orkestranın da kurucusuydu. Abbado’nun müzik yaşamının en belirgin çizgilerinden biri, gençlere verdiği bu önem ve onlara sağladığı olanaklardı. 2003’te de Lucerne Festival Orkestrası’nı yeni baştan var eden sanatçı, bu seçkin toplulukla konserler verdi, kayıtlar yaptı. Abbado’nun sanatı, bu orkestra ile gerçekleştirdiği etkinliklerde, özellikle de Mahler senfonilerinde, yeni bir olgunluk düzeyine, neredeyse mistik bir derinliğe ve genişliğe ulaştı. 2004 yılında İtalya’nın Bologna kentinde kurulan ve gençlerden oluşan “Mozart Orkestrası”nın müzik direktörlüğünü üstlenen Claudio Abbado’nun, yeryüzünün en iyi orkestralarından parlak genç müzisyenlerle geliştirdiği topluluk, ünlü solistlerle birlikte konserler vermeye, kayıtlar yapmaya başladı. Kaderin ne garip bir cilvesidir ki, Abbado’nun rahatsızlığı nedeniyle artık yönetememeye başladığı Mozart Orkestrası, maddi güçlükler nedeniyle, büyük şefin ölümünden sadece bir hafta önce faaliyetlerine son verdi.

ABBADO'NUN SANATI
Müzik dünyasında biraz espri de içeren ama büyük ölçüde gerçekleri de yansıtan bir deyiş vardır. Buna göre, tüm orkestra şefleri, orkestra yöneticiliğinde iki karşıt kutbu temsil eden müzik tarihinin efsanevî isimleri Toscanini ya da Furtwängler’den birinin yolunu takip ederler. Eğer bu gerçekse, Abbado’yu, Toscanini’nin izinden giden bir şef olarak nitelemek hiç de abartılı olmaz. Toscanini’de olduğu gibi partisyona ve bestecinin istemlerine bağlılık, müziği şeften kaynaklanan öznelliklerden ve abartılardan uzak tutmak, Abbado’nun sanatının da temel özellikleridir. Çalışmalarında son derecede titiz olan, detaylara ve işçiliğe önem veren Abbado, arzu ettiği müzikal kaliteye, yoğun provalar aracılığıyla da ulaşmaya çalışmıştır; öyle ki, örneğin Alban Berg’in Wozzeck operası için gerçekleştirdiği prova sayısı tam 40’tır!.. Yoğun müzikalitesi, coşkusu ve kusursuz işçiliğine rağmen, Abbado; yorumda nesnelliği amaçlayan yaklaşımı nedeniyle hesaplı, soğuk, yapmacık olmakla da eleştirilmiştir. Benzeri eleştirilerin, aynı yaklaşımı benimseyen diğer şeflere ve örneğin piyanist Maurizio Pollini’ye de yöneltilmekte olduğunu bu arada hatırlayıverelim. Ancak, yaşlı ve hasta Abbado’nun ömrünün son 10-15 yılındaki icralarının, bu değerlendirmelerdeki gerçeklik payını ciddi ölçüde geçersiz kıldığı söylenebilir. Bu icralarda, Abbado’nun belki tüm yaşamından damıtarak müziğe aktardığı nadir rastlanır düzeydeki duygusal derinliği görmemek mümkün müdür?

ABBADO'NUN REPERTUARI VE KAYITLARI
Abbado’nun hem senfonik eserler, hem de opera alanında çok geniş bir repertuarı bulunmaktaydı. Senfonik alanda Haydn’dan Mozart’a, Beethoven’den Brahms’a ve başka birçok besteciye uzanan inanılması güç genişlikte bir repertuara sahip olan Abbado, tüm bu bestecilerin eserlerinden çok başarılı kayıtlar da gerçekleştirdi. Sanatçı, Beethoven, Brahms, Mahler, Mendelssohn ve Schubert’in senfonilerinin toplu kayıtlarını da yaptı ki, bunlar eserlerin tüm kayıtları içinde dahi en iyiler arasındadır. Abbado’nun özellikle yaşamının son dönemlerinde Lucerne Festival Orkestrası ile yaptığı ve henüz toplu olarak yayınlanmayan canlı Mahler senfoni icraları ise şüphe yoktur ki, sadece Abbado’nun parlak müzik yaşamını değil, tüm müzik âlemini taçlandıran kayıtlardır. Abbado, meslektaşları arasında 20. yüzyıl müziğine en çok önem veren şeflerden biriydi. Onun repertuarında barok dönemden romantik döneme birçok bestecinin eserlerinin yanı sıra; Schoenberg’den Berg’e, Stockhausen’den Maderna’ya, çok sayıda 20. yüzyıl bestecisinin eserleri de bulunuyordu. Opera ustası Abbado’nun bu alandaki kayıtları değerlendirildiğinde ise özellikle Verdi ve Rossini’nin operaları ile bazı Alman ve Rus operaları ön plâna çıkıyor. “Meraklısı için Abbado” listemizde, orkestral eserler yanında, onun sanatını temsil edecek en iyi opera kayıtlarından seçtiklerimize de yer veriyoruz. Döneminin en çok kayıt yapan şeflerinden biri olan Abbado’nun bizlere değerli bir miras olarak bıraktığı ve hemen hepsi yüksek bir sanatsal düzeye ulaşmış yüzlerce plâk-CD kaydı, başta Deutsche Grammophon olmak üzere; EMI, Sony ve diğer firmaların kataloglarında yer alıyor. Çok makûl bir fiyatla ulaşılabilecek olan 40 CD’lik “Abbado Senfoni Edisyonu”, sanatçının toplu senfoni kayıtlarının hemen hemen tümünü kapsıyor. Listemizde, sanatçının bunların dışındaki diğer kayıtlarına da yer veriyoruz. Çok iyi bir eşlik ustası olan Abbado’nun konçerto icralarına ise, yaşamı boyunca birlikte müzik yaptığı Argerich ve Pollini ile yaptığı kayıtlarından örnekler vermekle yetiniyoruz. Sanatçının değerlendirmelerimize dahil etmediğimiz çok sayıda DVD kaydı arasında ise Lucerne Festival Orkestrası ile yaptığı Mahler kayıtları ile Verdi ve Rossini operalarını rezervsiz salık veriyoruz.
Uzun yıllar boyunca sevdiğimiz, izlediğimiz şeflerden biri olan Abbado’yu ölümünden sonra daha yoğun biçimde dinlemeye, hakkında yazılanları okumaya ve koleksiyonumuzda eksik olan bazı kayıtlarını edinmeye yöneldik. Ümit ediyoruz ki, bu yazımız sizleri de aynı şekilde, sanatçının bize bıraktığı olağanüstü kayıtları dinlemeye teşvik edecektir. Bize bıraktığın güzellikler için teşekkür, sevgi ve saygılarımızla üstad, huzur içinde uyu!..


MERAKLISI İÇİN ABBADO KAYITLARI:
Eserlerin kayıt tarihleri parantez içerisinde verilmektedir.


•Deutsche Grammophon 4791046 (40 CD)
Abbado Senfoni Edisyonu: Beethoven – Brahms – Mahler – Mendelssohn – Schubert: Tüm senfoniler & Haydn – Mozart: Senfoniler / Değişik orkestralar
•Deutsche Grammophon 4775864 (5 CD)
Beethoven: Senfoniler, No. 1-9 / Berlin Filarmoni O. (2000-2001)
•Deutsche Grammophon 4397702 (3 CD)
Beethoven: Piyano Konçertoları, No. 1-5 / Pollini - Berlin Filarmoni O. (1992).
•Deutsche Grammophon 4235872 (2 CD)
Alban Berg: Wozzeck / Grundheber – Behrens – Langridge – Zednik – Viyana Filarmoni O. (1988).
•Deutsche Grammophon 4775342 (2 CD)
Bizet: Carmen / Berganza – Domingo – Milnes – Cotrubas – Ambrosian Singers - Londra Senfoni O. (1977).
•Deutsche Grammophon 4356832
Brahms: Senfoniler, No. 1-4 & diğer eserler / Berlin Filarmoni O. (1989-1991).
•Deutsche Grammophon 4497192
Chopin: Piyano Konçertosu, No. 1 – Liszt: Piyano Konçertosu, No. 1 / Argerich – Londra Senfoni O. (1968).
•Deutsche Grammophon 4470232 (12 CD)
Mahler: Senfoniler, No. 1-10 / Berlin Filarmoni O. – Viyana Filarmoni O. – Chicago Senfoni O. (1978-1995).
•Deutsche Grammophon 4714672 (4 CD)
Mendelssohn: Senfoniler, No. 1-5 & 7 uvertür / Londra Senfoni O. (1985).
•Deutsche Grammophon 4297582 (3 CD)
Mussorgsky: Khovanshchina / Haugland – Atlantov – Popov - Kotscherga – Lipovšek – Viyana Devlet Opera O. ve K. (1989).


•Deutsche Grammophon 4474382
Prokofiev: Piyano Konçertosu, No. 3 – Ravel: Piyano Konçertosu, Sol majör / Argerich -Berlin Filarmoni O. (1967).



•Deutsche Grammophon 4790125 (9 CD)
Rossini: Külkedisi (1971) – Sevil Berberi (1972) – Il Viaggio a Reims (1984) – Cezayir’de Bir İtalyan (1987) / Değişik solist, orkestra ve korolar.
•Deutsche Grammophon 4778687 (5 CD)
Schubert: Senfoniler, No. 1-6, 8-9 / Avrupa Oda O. (1986-1987).
•Deutsche Grammophon 4497322 (2 CD)
Verdi: Macbeth / Cappuccilli – Verrett – Ghiaurov – Domingo – La Scala O. ve K. (1976).



•Deutsche Grammophon 4497522 (2 CD)
Verdi: Simon Boccanegra / Cappuccilli – Freni – van Dam - Ghiaurov – Carreras - La Scala O. ve K. (1977).
•Deutsche Grammophon 4159762 (2 CD)
Verdi: Messa da Requiem / Ricciarelli – Verrett – Domingo – Ghiaurov – La Scala O. Ve K. (1980)




Fotoğraf: www.diariodecultura.com.ar

Yorumlar (0)

 
İsim: 
Soyisim: 
Eposta: 
Yorum: 
 
SBF Blog Hakkında
Bu kişisel blog platformunda Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim elemanlarının yayınladıkları görüş ve yazılar için hakem ya da editör süreci söz konusu değildir. Yazılar ve kullanılan fotoğraflar blog yazarlarının kişisel sorumluluğundadır.
Arama
Kelime:
Başlık:
Yazar:
 
Kategoriler
Avrupa Birliği
Kent ve Çevre
Müzik
 © 2017, Siyasal Bilgiler Fakültesi