Ana Sayfa Siyaset Ekonomi Dünya Hukuk Kültür Spor
 
EKONOMİ
Profesörler de Memurdur
ALTUĞ YALÇINTAŞ, 2014-07-19 10:48:47

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi emekli öğretim görevlilerinde Prof. Dr. Ergun Türkcan’ın kendi hayat hikâyesini anlattığı Türkün Memuriyetle İmtihanı ya da Hayat-ı Kırtasiyem geçtiğimiz ay Phoenix Yayınevi tarafından yayınlandı. Kitap Türkiye’nin bürokrasi ve üniversite hayatına ilişkin önemli tespitlerde bulunmakla kalmıyor aynı zamanda Türkiye’de sayısı oldukça az olan otobiyografi türünde bir eksikliği de karşılıyor.

İşin aslı şu: bu kitap bir bilim insanının kaleme aldığı bir edebiyat kitabıdır. Türkcan kitabına yazdığı “Girizgâh”ta şunları söylüyor: “Rahmetli Attila İlhan, Ankara ve İstanbul’daki o çok uzun süren pastane sohbetlerimizde, ‘insanın ilk romanı kendi hayatıdır; her romancı işe böyle başlar’ demişti. Ben bu noktadan ileri gitmeyeceğimi, gidemeyeceğimi biliyorum; romancılarımız müsterih olsun!” (Kitap, sayfa 21).

Türkcan bilim ve teknoloji politikası alanında uzmanlığı olan bir iktisatçıdır. 1962 yılında mezun olduğu Mülkiye’den, 2007 yılında emekli olur. Hayatı boyunca DPT, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, TÜBİTAK ve Ankara (Büyükşehir) Belediyesi gibi kurumlarda alanıyla ilgili birçok projede sorumluluklar üstlenir. Doktora araştırması sırasında bulunduğu Sussex Üniversitesi’nde Prof. Dr. Christopher Freeman ile çalışan Türkcan ulusal ve uluslararası 100’ün üzerinde makalenin, 8 de kitabın yazarıdır. Türkün Memuriyetle İmtihanı ya da Hayat-ı Kırtasiyem Türkcan’ın kendi hayat hikâyesini anlattığı son kitabıdır. Türkcan’ın 2009 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan Bilim, Teknoloji ve Politika adlı kitabı yayımlandığı yıl 33. Sedat Simavi Sosyal Bilimler Ödülü’nü ve TÜBA Sosyal Bilimlerde En İyi Ders Kitabı Ödülü’nü kazanmıştır.

Türkcan’ın kitabı, benim görüşüme göre, Türkiye’de çok fazla telaffuz edilmeyen bir konuya yaşanmış olaylar üzerinden değiniyor: bürokrasi. Bu konu maalesef Türkiye’deki siyasal bilgiler fakülteleri ve iktisadi ve idari bilimler fakültelerinde yeterince anlatılmadığı gibi genel olarak siyaset ve iktisat kuramları içinde de yeterince incelenmiş değildir. Bürokrasi, aynen fizikte sürtünmeyi yokmuş varsayan modellerde olduğu gibi, siyaset ve iktisat modellerinde de çoğunlukla göz ardı edilir. Oysa kuramsal olarak mümkün olan çıkarımların gerçek hayatta gerçekleşmemesinin nedeni kara tahta üzerinde ihmal edilen bir unsurun, yani bürokrasinin, tüm modellerin çıkarımlarını tersine çevirmesidir.
Türkün Memuriyetle İmtihanı ya da Hayat-ı Kırtasiyem’de Türkcan, ailesinin sürekli olarak tayinlerle geçen yaşantısından Türkiye bürokrasisindeki deneyimlerine, İngiltere’deki akademik yaşamından Mülkiye’deki öğretim üyeliğine kadar memuriyetle geçen bir hayata dair anılarını bizlerle paylaşıyor. “Akademik yaşam ile memurluk bir olur mu?” diye soruyorsanız, kitabı edinin. Göreceksiniz ki özel sektörde çalışmak da akademik faaliyette bulunmak da memuriyetin başka halleridir sadece. Memur olmak için illâ falanca devlet kurumunda uzman veya daire başkanı olarak olmanız gerekmez. Kitaba bir önsöz yazan Prof. Dr. Bilsay Kuruç’un dile getirdiği gibi, “Özel kesim ile kamu bürokrasisi kan kardeşidir” (Kitap, sayfa 16). Hatta Türkcan, Destek Yayınları’ndan çıkan kitabı Tarihten Teknolojiye’nin (2013) bir şekilde piyasada bulunmamasını yine bir tür bürokrasiyle açıklıyor. Öyle ki bu kitap, Türkcan’a göre, yayınevi sansürüne uğramış (Kitap 502, 18. Dipnot). İlginç bir durum olduğu ortada: bir yayınevi yayınladığı kitaba niçin sansür uygulasın? Eğer entelektüel hayat bir tür bürokratik zekâyla yönetiliyorsa, bu mümkündür.

Bürokrasi konusunda bir ders kitabı olan Türkün Memuriyetle İmtihanı ya da Hayat-ı Kırtasiyem’de Türkcan özellikle dört kurumdaki iç işleyişi anlatıyor bize: TÜBİTAK, DPT, Enerji Bakanlığı ve Ankara (Büyükşehir) Belediyesi. Bu kurumlardaki tecrübelerinden hareketle Türkcan “Türkiye’nin esas sorunu kapitalizm değil, bürokrasidir” demeye getiriyor sanki.

Türkcan Türkün Memuriyetle İmtihanı ya da Hayat-ı Kırtasiyem’de sadece memuriyetle ilgili anılarını değil, öğrenci ve öğretim üyesi iken Mülkiye’de geçirdiği yıllara ilişkin anılarını da paylaşıyor okuyucuyla. Bütün kitabın yaklaşık 5’te 1’ini oluşturan akademik anılarını, Türkcan iki bölüm içinde (“II Mülkiye Yılları ve Askerlik” ve “VII Sonunda Üniversiteden Emeklilik”) toplamış.

Türkcan’ın üniversiteye ilişkin dile getirdiği şu yorumu ilginç: “Her hoca, kendi dersini verir, onun gerektirdiği kadar okur veya (ders kitabı) yazar. Profesör olduktan sonra değil kitap, 20 yıl tek bir makale yazmayan arkadaşlarım da var. Tabii ki, yurt içinde ve dışındaki üniversitelerde, uluslararası kurumlarda parlayan, sayısız eserler veren değerli meslektaşlarımı kastetmediğimi onlar da bilirler. Hocanın dediği gibi: ‘Bilenler bilmeyenlere anlatsın.’ Gerçekte çoğunun hayatı şöyle özetlenebilir: ‘Ders verdim, unvan aldım ve emekli oldum.’ Emekli olanlar da, Kıbrıs’ta, sayısı bilinmeyen o üniversitelerden birine göç eder, iyi bir maaş alır ve hayatlarını mutlulukla sürdürürler” (Kitap 498).

Türkcan’ın anlatısından çıkarabileceğimiz bir sonuç aslında tanıdık: bürokraside makro planlar yaparak kurumların iç işleyişini daha iyi hale getiremezsiniz. Bu, geçtiğimiz yıl Gezi Parkı protestoları sırasında da karşımıza çıkmıştı. Siyaset yapmanın tek yolu katı parti programlarına bağlı kalmak olamaz. Bürokrasi de siyaset de biyolojik derinliğe sahip varlıklardır. Kendi gelişme patikaları ve geçmişleri vardır. Tasarımcılar bürokrasiyi ve siyaseti şekillendirmek için istedikleri kadar plan, program yapsınlar. Doğadaki her varlık gibi bürokrasi ve siyaset de kendi alışkanlıkları ve içgüdüleri aracılığıyla sonucu dönüşür.

Türkcan’ın çalışmasına yöneltilebilecek bir eleştiri, kendisinin Mülkiye’ye ilişkin anılarını göreceli olarak sınırlı tutmayı tercih etmesidir. Hatta Mülkiye’deki yıllarına ayırdığı bölümde aynı zamanda askerlik anılarını da anlatır. Niçin? Türkcan bu konuda şunları söylüyor: “Akademik hayatımın yaklaşık son yirmi yılını üniversitelerde geçirdim. Bu dönemdeki hayatımdan, bakanlık veya belediyede geçen bir yılıma eşit bir hatıra çıkaramıyorum … Bu yıllarımı sorarsanız ‘girdim, ders verdim, emekli oldum’ diye Sezar gibi ‘lakonik’ bir cevap veririm” (Kitap 480-481). Yine de 1962 mezunu bir Mülkiyeli olarak bürokrasinin birçok önemli kademesinde görev almış, 1997’dan itibaren 2007’deki emekliliğine kadar aynı kurumda öğretim görevlisi olarak çalışmış bir aydının Mülkiye’yle ilgili daha fazla söz söylemesi gerekirdi. Kim bilir bürokrasi belki Türkcan’ın hafızasını da şekillendirmiş, kendisi dışında kalan anılarını yok etmiştir.

Türkcan Türkün Memuriyetle İmtihanı ya da Hayat-ı Kırtasiyem’de değindiği olayları en ince ayrıntısına ve kişilerin tek tek isimlerine kadar anlatıyor oluşu onun tarihçi uzmanlığının bir sonucudur diye düşünüyorum. Ancak bu durum aynı zamanda bölümlerin her okuyucuya çekici gelmeyecek ayrıntılar içinde boğulması sonucunu da doğuruyor. Okuyucu bu nedenle bazı alt bölümleri hızla geçmek, verilen bazı ayrıntıları hızla atlamak gereği duyuyor. Türkcan metni hazırlarken belki hangi okuyucuya yazdığını netleştirerek yazmış olmalıydı. Kendisi de bana hak verecektir, bir metni aynı anda hem akademik bir tarihçiye hem otobiyografilere merakı olan edebiyat okuyucusuna okutmak mümkün olmayabilir. Eğer birbirine zıt karakterli okuyucu guruplarını aynı anda hedeflerseniz, sonuç her okuyucunun atlaması gereken bölümlerden oluşan bir kitaptır. Her şeye rağmen, sıra dışı ikna kabiliyetiyle Türkcan bu kitabıyla bürokrasi ve üniversiteyle ilgili bildiğimiz birçok konuyu yeniden düşünmemizi sağlıyor.

Kitabın Künyesi
Ergun Türkcan
Türkün Memuriyetle İmtihanı ya da Hayat-ı Kırtasiyem (Bilsay Kuruç’un önsözüyle)
Ankara, Phoenix Yayınevi
Mart 2014, ISBN 978-605-4657-72-8
Fotoğraf: www.siyasalkitap.com

Yorumlar (0)

 
İsim: 
Soyisim: 
Eposta: 
Yorum: 
 
SBF Blog Hakkında
Bu kişisel blog platformunda Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim elemanlarının yayınladıkları görüş ve yazılar için hakem ya da editör süreci söz konusu değildir. Yazılar ve kullanılan fotoğraflar blog yazarlarının kişisel sorumluluğundadır.
Arama
Kelime:
Başlık:
Yazar:
 
Kategoriler
Avrupa Birliği
Kent ve Çevre
Müzik
 © 2017, Siyasal Bilgiler Fakültesi